KÜTÜPHANENİZDE BULUNMASI GEREKEN KLASİK KİTAPLAR
Küçükten
büyüğe herkesin kütüphanesinde bulunması gereken, dünya klasiklerine girmiş,
seçkin kitaplar genel kültürümüzü de arttırması, herkeste iz bırakması için oldukça
önemlidir. Yazarları dünyaca nam salmış, kitapları her dile çevrilmiş dünya klasikleri, edebi bilgimizi, kelime dağarcığımızı
geliştirmemizin yanı sıra genel kültürümüzü de artırmaktadır.
En sevdiklerimiz
10 tanesini sizin için derledik. Hoşunuza giderek okuyacağınıza eminiz.
-HAYVAN ÇİFTLİĞİ – GEORGE ORWELL
(orijinal
adıyla Animal Farm) George
Orwell'in mecazi bir
dille yazılmış, fabl tarzındaki siyasi hiciv romanı. Roman ilk olarak 1945'te Birleşik Krallık'ta
yayımlandı. 1996'da ise geçmiş tarihler için verilen Retro Hugo Ödülü'nü 1946 senesi için aldı.
Roman, Stalinizmin eleştirisidir. Totalitarizme karşı bir solcu olan Orwell bu romanında SSCB'nin kuruluşundan itibaren meydana gelen önemli olayları kara
mizah yoluyla ve mecazi bir dille anlatır.
-16:50 TRENİ –
AGATHA CHRİSTİE
Elspeth
arkadaşı Jane
Marple'ı ziyarete
giderken başka bir vagonda bir adamın bir kadının boğazını sıktığını görür.
Bunu tren yetkililerine anlatmak ister ama ne kanıt ne de görgü tanığı vardır.
Ona inanabilecek tek kişi olan Jane'e gördüğü her şeyi ona anlatır ve olayı
açıklığa kavuşturmak için çalışırlar. Aynı zamanda da Elspeth'in deli olduğu
düşünülür. Bu da cinayetin ispatlanmasını güçleştirir.
-MİLENA’YA
MEKTUPLAR- FRANZ KAFKA
Franz Kafka, Milena'yla 1920 yılının başlarında tanışmıştır.
Aralarında çok samimi bir arkadaşlık oluşmuştur. Kafka'nın
günlükleri de arkadaşlıklarının derinliğini gözler önüne sermiştir. Ancak
günlükler değil, mektupların ilk kez yayımlanmasıyla duygular gerçek anlamda
açığa vurulmuştur:
Bir aşk romanı, duyguların çaresizliği, mutluluk,
kendini yok etmek ve alçaltmak.
-DİRİLİŞ – L. N. TOLSTOY
“Tanrı âlemindeki gerçeği arayın; geri
kalan her şey verilecektir size. Fakat biz, geri kalan şeyleri arıyor ve
bulamıyoruz.”
Diriliş Tolstoy’un, tıpkı kahramanı Prens Nehludov gibi, kendi varoluşunu
sorguladığı, yaşam tarzını değiştirmeye başladığı sürecin ürünüdür. Tolstoy o
dönemde, içki ve tütünü bırakmış, basit köylü giysileriyle dolaşmaya, kendi
işini kendi görmeye başlamıştır. O yıllarda yazdıklarında, kahramanları hep ait
olmadıkları dünyada yaşanan haksızlıkları sorgular. Diriliş’teki
Prens Nehludov gibi.
-DA VİNCİ ŞİFRESİ – DAN BROWN
Harvard
Üniversitesi Simge-Bilim Profesörü Robert Langdon, Paris'te iş gezisindeyken,
gece yarısı, Louvre'un yaşlı müdürünün ölü bulunduğu haberini alır. Langdon ve
yetenekli Fransız kriptoloji uzmanı Sophie Neveu, cesedin etrafındaki izleri
takip ederek bu garip esrar perdesini araladıkça, ipuçlarının onları Da
Vinci'nin tablosuna götürdüğünü keşfederler. Büyük usta bu sırrı herkesin
görebileceği bir yere, ünlü eseri Mona Lisa tablosunun içine gizlemiştir.
Langdon bu garip bağlantıyı açığa çıkarınca tehlike artar.
Cinayete kurban giden müze müdürü de, Sir Isaac Newton, Botticelli, Victor
Hugo, Da Vinci ve aralarında diğer ünlülerin de bulunduğu gizli bir kuruluş
olan Sion Manastırı Derneği'nin bir üyesidir.
-GERMİNAL – EMİLE
ZOLA
Germinal, Latince'de tohum, tomurcuk, filiz anlamına
gelen germen sözcüğünden türemiş Fransızca bir
sözcüktür, Fransız
Cumhuriyetçi takviminin 7. ayı anlamına gelir.
Romanın
birincil karakteri, Zola'nın 1877'de yazdığı Meyhane (L'Assommoir) romanında da adı
geçen, genç göçebe bir işçi olan Etienne Lantier, hayatını kazanmak için
korkutucu bir maden şehri olan kuzey Fransa'daki Montsou'ya gelir. Önceki işi
makinist şefliğinden kovulmuş olan Etienne orada kıdemli madenci Maheu ile
arkadaş olur, sonrasında bu arkadaşlık ona kalacak bir yer ve madende kömür
arabası iterek para kazanabileceği bir iş bulmasında yardımcı olur. Etienne
çalışkan, idealist ancak narin bir genç portresi çizer. Ayrıca atalarından ona
dikbaşlı, etkileyici ve içki etkisindeyken nefretten patlayabilme veya tutkulu
hareket edebilme kabiliyetinin miras kaldığı inancına sahiptir. Zola kendi
kuramlaştırmalarını arka planda yapmaya devam eder ve bunun bir sonucu olarak
Etienne’in davranışları tamamen doğallık kazanır. Öyle ki Etienne, çokça aşırı
sol görüşlü kitaplar okuyarak ve anarşist Rus göçmen işçi Souvarine –ki o da
madenin dibinde hayatını kazanabilmek için Montsou’ya gelmiştir– ile sıkı
dostluk kurarak sosyalist prensiplere kucak açar. Etienne’in sosyalist
fikirleri basitçe algılaması ve bunun ondaki heyecan verici etkisi serinin ilk
kitabı La Fortune des Rougon’daki Silveré direnişini andırır.
-VADİDEKİ ZAMBAK- HONORE DE BALZAC
Honoré de
Balzac (1799-1850): 19. yy Fransız edebiyatının büyük ismi. Edebi kariyerine
oyun yazarak başladı. Ancak aldığı eleştiriler neticesinde romana yöneldi.
Yirmi yılda 85 romanı tamamladı, öldüğünde arkasında 50 roman taslağı bıraktı.
1830 yılında kurmaca eserlerini Dante'nin İlahi Komedya'sına atıfla İnsanlık
Komedyası başlığı altında topladı. Bir kısmı zamanla edebiyatın arketiplerine
dönüşen 2000'i aşkın karakter yarattı, tüm bu karakterleri önyargıdan uzak
analitik bir yaklaşımla, toplumsal sınıfından yalıtmaksızın ele aldı. Romana
kazandırdığı toplumsal ve gerçekçi çerçeve ona gerçekçi romanın kurucusu
unvanını kazandırdı.
İnsanlık Komedyası'nın Töre İncelemesi ayağında Taşra
Yaşamından Sahneler başlığı altında yer alan Vadideki Zambak 1836 yılında
yayımlandı. Roman, gençlikten yetişkinliğe uzanan yolu, evli bir kadına duyduğu
aşkla kateden Felix'in hikâyesini anlatıyor.
-CEHENNEM-
DAN BROWN
Harvard
Üniversitesi Simgebilim Profesörü Robert Langdon başından vurulmuş bir halde
hastane odasında gözlerini açar. Ne buraya nasıl geldiğini ne de nasıl
vurulduğunu hatırlamaktadır. Camdan gördüğü manzara karşısında altüst olan
profesör, evinden binlerce kilometre uzakta, Floransa’da olduğunu anlar.
Yaşadığı korkunç baş ağrısına eşlik eden tek şey; sürekli kâbuslarında gördüğü
kan kırmızısı bir nehrin karşısından kendisine seslenen gümüş saçlı güzel bir
kadın ve toprağa baş aşağı gömülü can çekişen bedenlerdir. Langdon gördüğü
kâbusları anlamlandırmaya çalışırken kadın bir suikastçı tarafından takip
edildiğini, kendine tedavi uygulayan doktorlardan biri gözlerinin önünde
vurulunca anlar. Hastanede görevli diğer doktorlardan biri olan Sienna
Brooks’un o ölüm kalım anında yardım etmesiyle hayatta kalır. Simgebilim
profesörü kendini bir anda ipuçlarını Dante’nin cehenneminde bularak çözmesi
gereken korkunç bir senaryonun içinde bulur. Floransa’nın tarih kokan dar
sokaklarından Venedik’in muazzam bazilikalarına uzanan semboller zinciri
Langdon’ı insanlık tarihini sonsuza dek değiştirebilecek bir mekâna sürükler.
Burası üç imparatorluğun merkezi olmuş, insanlık tarihi kadar eski, dünyanın incisi
İstanbul’dur. Ve bu şehirde ya insanlık tarihi baştan sona yeniden yazılacak ya
da bunu yazacak hiç kimse kalmayacaktır..
-DÖNÜŞÜM – FRANZ KAFKA
Franz Kafka’nın gündemden düşmeyen sıra dışı öyküsü Dönüşüm, kısa sürede okunacak ince bir hacme sahip
olmasının yanı sıra okurunu uzun soluklu bir düşünce dünyasına yönlendiriyor.
Yazarın 1912 yılında yazdığı eser, 100 yılı aşkın süredir tüm bilinmezleriyle
günümüzde de tartışılmaya devam ediyor.
Dönüşüm kitabının en çarpıcı cümlesi, okura daha ilk
satırda kendini gösteriyor. Kafka, hikayesine verdiği adla okurda bir dönüşüm
süreci beklentisi oluştursa da ters köşeyapıyor. Garip bir dönüşümden itibaren
gerçekleşen olayları konu alan kitap, satırlarında herhangi bir açık göndermede
bulunmaksızın, gerçeküstü bir gerçeklik benimsiyor.
-MARTIN EDEN-
JACK LONDON
1909'da
Amerikalı yazar Jack London tarafından yazılan ve yazar olmanın mücadelesini
veren genç işçi Martin Eden'i konu edinen romandır. Kitabın yazarı olan London'ın
aksine protagonist Eden, sosyalizmi "köle ahlakı" olarak niteleyerek reddetmekte
ve onun yerine Nietzsche'nin bireyciliğine (individualizm) inanmaktadır. Jack London, romanının
motiflerinden birinin de Eden'in inandığı individualizmi eleştirmek olduğunu
belirtmiştir.
.jpg)



